HAYDİ GÜZEL DÜŞLER KURALIM


Etrafınızdaki birçok insan yazımızın başlığındaki bu çağrıyı duyunca “Böyle bir davet de nerden çıktı şimdi?” diyerek umursamaz bir tavır takınabilir. Siz onlara aldırmayın. Söndürmeyin gönlünüzdeki umut pırıltılarını. Yüreğiniz modern haramiler tarafından kuşatılması. Buna asla izin vermeyin. Televizyon ekranının karşısına geçtiğinizde, abur cubur, kalitesiz ve menfi maksatlı bazı yapımlarla ruhunuzu esir almak isteyenlere izin vermeyin. Elinizdeki kumandayla bu haramilere restinizi çekin. Bunun için sizi inatla güzel düşler kurmaya çağırıyoruz. Teslim olmayın haramilere diyoruz. Hayal dünyanızın önündeki zincirleri kırmaya çağırıyoruz sizi: "Gelin birlikte güzel düşler kuralım! "

Güzel düşlerimizde çocuklar sahne alsın önce. Onların düşlerine misafir olalım. Çünkü onlar Güllerin Efendisi (s.a.v) tarafından hayatımızın bereketi ve neşesi olarak tarif edilmişlerdir. O gül tomurcukları olmasaydı ne yapardık biz? Onların bir tebessümüne canlar feda! Hayatı, canlı, cansız herşeyi karşılıksız sevmeyi yaşam kaynağımız melek yüzlü çocuklarımızdan öğrendik. 

Onlarla birlikte kırlarda uçurtmalar uçuralım. Onlarla birlikte tüm mahallenin çocuklarıyla toplanıp yakantop oynayalım . Onlarla birlikte okula gidelim.Onlarla birlikte öğretmenlerimizin elini öpelim. Onlarla birlikte okul yolunda yaşlı teyzemizi yoldan karşıya geçirelim. Onlarla birlikte masallar okuyalım. Onlarla birlikte şiirler yazalım. Her karnımız ağrıdığında,  biraz da abartarak annemize nazlanalım.

Yaz tatillerinde köyümüzün çimenlerinde, ormanlarında, derelerinde doya doya oynayalım. Buz gibi pınarlardan susuzluğumuzu giderelim.  Sabahları horoz sesleriyle uyanalım. Sıcacık patıla tereyağını sürererk kahvaltıya başlayalım. Göldeki ördekleri seyredelim. Kümesin önündeki tavuklara yem atalım birlikte.  Şarkılar söyleyelim kuş sesleri arasında. Kırlarda kelebeklerle koşalım.  Demet demet papatyalar toplayalım çiçek deryasından. Taze meyveler koparıp yiyelim ağaçların dallarından. Gün akşam olup da uykumuz geldiğinde rüyalarımızda devam etsin bu prıl pırıl dünya.

Traktörün römorkunda amcalarımız, yengelerimizle yaz rüzgârında ciğerlerimize temiz havayı çeke çeke tarlalara gidelim. Kara toprağı yakından tanıyarak alın teri ve emeğin ne demek olduğunu öğrenelim. Saygının, sevginin, ailenin, işbirliğinin ne anlama geldiğini kavrayalım. Sonra köy çocuklarıyla arkadaş olalım, oyunlar kuralım. Sahip olduklarımızın kıymetini bilelim ve elimizdekileri onlarla paylaşmanın hazzına varalım. Hep göz ardı edilen ve bir kenarda unutulan köy çocuklarıyla çamurlara bata bata okula gidelim, sıralarına oturalım. Birlikte ders işleyelim onlarla. Regârenk boya kalemleri elimizde resimler yapalım. Mavi gökyüzü, denizler, uçaklar  ve gemiler olsun resimlerimizde. O gemilere ve uçaklara binip dünya turuna çıkalım. Dünya çocuklarıyla tanışalım, elele tutuşup şarkılar söyleyelim. Mazlum coğrafyalardaki çocukların gözyaşlarını silelim,acılarını dindirelim.Sonra fedakar köy öğretmenlerinin ellerinden öpelim, onlara teşekkür edelim.

Hani yaşlı dedemiz, nerede? Sakın unutmayalım onu? Unutursak sonra küser bize, çok ama çok üzülür.  Bakın nasıl da oturuyor masal ülkesinin şefkatli sultanları gibi baş köşede. Haydi koşalım, gözlüklerinin altından tebessümle bakarak  bize kollarını açan ak sakallı dedemize. Elini öpelim ve kucaklayalım. Sonra babaannemize sarılalım. İkisinin arasına oturalım. Dedemiz bize seferberlik yıllarını anlatsın. Eski günlerden bahsetsin. Masallar diyarına götürsün bizi. Onun dizinde masal dinleyerek uyuyup kalalım.  Onun yanında bulduğumuz güven ve huzuru başka nerede bulabiliriz ki?

Siz sayın büyüklere çok basit ve anlamsız gelebilir bu düş kurma önerisi. İşte sizin yanılgınız burada! Aslında basit ve anlamsız gördüğünüz bu çocukça düşlerle başlıyor her şey.  Hayat bu düşlerde, insanlık bu düşlerde. Neden basit ve anlamsız olsun ki düşler? Bilim insanları, hayatımızı kolaylaştırmak için anlamlı ve güzel düşler kurmamış olsalardı, yeni buluşlar ve geldiğimiz noktada bugünkü teknoloji olur muydu? Nasıl basit ve anlamsız görebilirsiniz düşleri? Herşey bir düşle başlar, aklımız ve mantığımızla,gayretle gerçeğe dönüşür.

Çocukça ve masum düşleri önemsemeyen siz sayın büyükler sayesinde dünya bugün kan, gözyaşı ve sosyal buhranlar yaşamakta. Keşke bize bıraksaydınız da biz yönetseydik dünyayı barış içerisinde. Büyük işler, büyük projeler iddiasında olan siz büyükler,  bir yandan çevreyi kirletiyor, dünyayı yaşanmaz hale getiriyorsunuz. Diğer yandan da minicik ruhların kararmasına neden oluyorsunuz! Gözünüzü öyle bir hırs kaplamış ki sizin, başka şeyleri görmenize imkan yok. Bu yüzden bizim çocukça ve masum düşlerimiz sizin için bir anlam ifade etmiyor.

Gördünüz mü dostlar, çocuklar düşlerimize girince neler  çıkıyor ortaya? Biz koca koca adamlar ve hanımefendiler,  küçükleri hiç düşünmedik ki! Varsa yoksa formalitelerimiz, merasimlerimiz, paramız, makam ve mevkilerimiz, arabalarımız, hırslarımız… Biz bunların derdindeyken çocuklarımızın başında kara bulutlar dolaşıyor. Şiddet, istismar, işkence, kötü alışkanlıklar vb. onları bekliyor sokaklarda. Dışarısı onlar için güvenli ve huzurlu değil! Hala mı aklımızı başımıza almayacağız?

Biz büyükler güzel düşler kurmayı unuttuk ve bu hale geldi dünya! Bu sayede birçok güzel hasletleri ve değerlerimizi  yitirdik. Oysaki bu güzel hasletlerdi bizleri huzur ve güven yaşatan. Şimdi de yaşıyoruz ama eskisinden bir farkla, dipdiri meyyit olarak…

Yitirdiğimiz birçok değerin ne kadar farkındayız kendimize soralım.  Kirlettiğimiz o tertemiz havayı bu kış da özleyecek çocuklarımız. Kirli havayı soludukça nefesleri kesilecek ve öksürecekler. Yani sizin anlayacağınız bu kış da şöyle rahatça bir kartopu oynayıp, kardanadam yapamayacaklar. Bütün bunların farkında mısınız bilmiyorum?

Biz güzel düşler kurmayı unuttuğumuz gün kaybettik sahip olduklarımızı. Düşlerimiz öldü bizden önce. Böyle olmamalıydı. Onları yaşatmalıydık oysa ki. Onları bir gonca gül gibi büyütmeliydik.  Ruhunu şeytana satmış insanlara inat yaşatmalı ve büyütmeliydik düşlerimizi. Her sabah güzel düşlerle başlamalıydık yeni güne ve bu düşlerimizi hayata geçirme gayretiyle günümüzü tamamlamalıydık. Gece yastığa başımızı koyduğumuzda huzur u kalp ile uykuya varabilmeliydik. 

Güzel düşler ve güzel yarınlar temennisiyle… 

(03.12.2008)

Mayıs 12, 2017