SEMİH AMCANIN EKMEK TEKNESİNDE


                           *Semih Amca’nın ruhuna ithâfen…

Bismillah ile açılır her sabah,
Boyası dökülmüş, yorgun ahşap kapı.
Dükkânın önü süpürülür önce,
Temizlik imandandır kâidesince.
İşe bismillah ile başlanır,
Bismillah denir, siftah alınır.
Besmelesiz her işi,
Eksik sayar Semih Amca velhasıl!
Usul budur, âdet böyledir,
Semih Amca’nın ekmek teknesinde.

Niyetim onunla başlamaktı bugün yeni güne,
Uğramazsam alınır, giderdi gücüne.
Varıp mekânına gönlünü alayım dedim,
Usulca kapısını açıp selâm verdim.
Şöyle bir doğruldu, gözlüğünü masaya koydu;
Aleyküm selâm, dedi tebessüm ederek.
Tahta tabureyi gösterdi nezaketle:
- Evlat, hoş geldin şöyle buyur!

Nasır bağlamıştı o sanatkâr eller;
İnsanların yırtık, sökük ayakkabılarını,
Onarıp giyilecek hale getirmekten...
Kiminin duası, kiminin parası!
Biz böyle gördük diyordu ustadan.
Daracık, hücre kadar dükkânı,
Koskoca bir âlem gibiydi.
O âlemden etrafa yayılan:
Huzur, bereket ve sevgi seliydi.
Musiki lezzeti katıyordu,
Koyulaşan ve derinleşen sohbetimize:
Makine tıkırtısı ve çekiç sesleri…
Makbul sayıyordu kazancın helâlini,
Ve ardından ekliyordu nasihatini:
- Evlat, çalışan demir pas tutmaz!

Ne zaman,
İşinin zorluğundan bahis açsam,
İnsanların anlayışsızlığından yakınsam,
Irak Harbi, ekonomi, kazançtan yana
İçimdeki endişeleri döksem;
Gözüme bakar, pek aldırmazdı.
Dilinden şükür düşmez, sabır derdi,
Ona göre sabır mücâdele etmekti.
Aza kanaati tavsiye ederdi.
Sen dürüst ol, gayreti bırakma,
Rızkın gelir seni bulur derdi.

Kendi halinde ayakkabı tamircisiydi,
Cafcaflı kunduracılar arastasının,
Tenha ve sessiz bir köşesinde.
Arar bulurdu onu, namını duyanlar.
Siz de şaşırırsınız onu bir görseniz,
Daracık bu yerde iş mi olur, dersiniz.
Öyle rahat insandır ki Semih Amca,
Şöyle der iman ve tevekkül dolu bir sesle:
-Evlat, nasipten ziyâdesi olmaz!
1996
(Recep ŞEN)

Mayıs 24, 2017