EBRU VE YİTİK RÜYA


Değerli dostlar, bu yazımda sizleri boya ile suyun müthiş dansını izlemeye davet ediyorum. Bu dansa şahit olabilmeniz için de mutlaka ve mutlaka ebruyu yakından tanımanızı öneriyorum. Asla pişman olmayacağınız güzel bir iş yapmış olacaksınız, inanın bana.

Benim içimde hep bir ukde olarak kalmıştır ebru. İmkânımız olmadı bir türlü öğrenmeye. Öyle kitaplardan falan da öğrenilmiyor bu sanat bilesiniz. Mutlaka bir ustanın rahle-i tedrisinden geçmeniz gerekiyor. Yani kısaca usta çırak ilişkisi ile kazanılıyor her şey ebruda. Biz böyle bir usta bulamadığımız için öğrenemedik. Belki de büyük şehirler dışında yaşamanın dezavantajlarından biriydi bu benim için. Çünkü bu sahadaki büyük üstatlar kültür ve sanatın daha yoğun olduğu büyük şehirlerimizde yaşamışlar çoğunlukla. 

Bugün geleneksel anlamda ebru sanatını icra edecek bu işin üstatlarının sayısı da azaldı. Haksızlık ve densizlik etmek istemiyorum ama bu civarda geleneksel manada ebru ustası yok bildiğim kadarıyla. Bundan dolayı biz şimdilik sadece büyük ustaların yaptığı eşsiz ebru örneklerini inceleyerek kendimizi avutuyoruz. Bilgisayarıma kaydettiğim yüzlerce ebru örneği var. Canım sıkıldığında bazen onları inceliyorum. Seyri bile zevk ve huzur veriyor insana. Size de tavsiye ederim…

Ebru, en eski geleneksel süsleme sanatlarımızdandır. “Bulut” anlamına gelen Farsça “ebr” kelimesinden türeyerek bugünkü söyleyişle “ebru” halini almıştır. Batılılar ebruyu Türk kâğıdı olarak isimlendirmişlerdir. 
Mevlana “ su nakış tutmaz diyen beri gelsin!” der. Aslında ebru için söylenebilecek en veciz ve en hoş ifadedir bence bu. Gönlümüzde kopan fırtınaların, sevdaların, sudaki izdüşümüdür ebru aslında. Fırçadan suya dökülen boya, bizim gözyaşı veya sevinçlerimize tercüman olur.

İnsan ruhuna huzur veren, sabrı ve mücadeleyi öğreten bir yanı vardır ebrunun. Türkistan’ın Buhara şehrinde doğan bu sanatın başlangıcı dokuzuncu yüz yıl olarak kabul edilmektedir. Böyle kabul edilse de, bunu doğrulayan bir belge yoktur bugün elimizde. Çünkü hat sanatında olduğu gibi ebruculukta eser üzerine imza atma olayı yoktur. En eski ebru örneği 1554 yılına aitmiş ve bizim Topkapı Sarayı’nda bulunuyormuş. Bu ebru örneği de Fuzuli’nin Hadikatüs-Süeda (Mutluluklar Bahçesi) isimli meşhur eserinin bir kopyasında, sayfalar arasında üç adetmiş.

Ebruda tabiatın bütün canlı ve doğal renkleri kullanılır ve bütün güzelliklerinden yararlanılır. Tamamen doğal malzemelerle çalışılır. Gül dalı ve at kılından fırça, bitki zamkından suyun yoğunluğunu ziyadeleştirmek için kitre, boyaları su yüzeyinde tutabilmek için öd, boya olarak da toprak, pigmen ve oksit boyalar  kullanılmaktadır. Hatta ebruda kullanılan boyalar tamamen doğal yöntemlerle elde edilirmiş eskiden.

Uzmanlar, ebrunun sinir hastalığına duçar olmuş hastalarda ve çocuklar üzerinde sinir sistemini düzenlemek gibi olumlu bir tesirinin olduğunu keşfetmişler. Geçmişte olduğu gibi bugün de tedavi gayesiyle ebru kullanılmaktadır. Ebrunun bize sunduğu görsel ziyafet müspet enerji, disiplin, kendine güven, kötü huylardan arınma gibi kişisel özelliklerimizi geliştiriyor ve insan ruhu üzerinde de olumlu tesirler meydana getiriyor. 
Gençlerimizi sınav maratonunda yarış atı gibi koşturmaya devam ettikçe, geleneksel sanatlarımızdan bihaber yaşayacağız anlaşılan. Bu da sosyal hayatımızın, milli şuurumuzun zevksiz, feyizsiz, şevksiz yaşanmasına sebep olacaktır. 

Sanatta bir medeniyetin ruhu saklıdır. Bizim geleneksel sanatlarımız, insanımız arasında duygu ve düşünce birliği sağlayarak milli varlığımızın devamını sağlıyordu. Gençlerimizin geleneksel sanatlara ilgi duyması bu anlamda çok önemli. Bu konuda eğitime büyük vazifeler düşmekte. 
Kısacası bir cemiyetin çöküşü veya yükselişi sanatla başlar. Sanatçılar bir milletin en mümtaz ve muhterem insanlarıdır. Atatürk’ün veciz ifadesini hatırlayalım:” Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

Yahya Kemal merhumun diliyle  “Ne harabi, ne harâbâtiyim/Kökü mazide olan bir âtiyim” diyerek geleneksel sanatlarımıza sahip çıkmalı ve yaşatmalıyız. İlçemizde bu manada, kültürel zenginliğimizi yaşatmak adına bir ebru kursu açılamaz mı? Bu güzel rüyayı canlandırmanın imkân ve yollarını bulamaz mıyız? İlgililerin ve gönüllülerin dikkatine…

(Bu yazımız aynı zaman da Bafra Gazetesi Ve bafrahaber.com internet sitesinde de yayınlanmıştır)

Mayıs 01, 2017