ÇOCUKTAN AL HABERİ


Çocuklarımızla ilişkilerimizde çok dikkatli, tutarlı ve bilinçli davranışlar sergilemeliyiz. Eğer onların davranışlarında olumlu bir değişim görmek istiyorsak bu şart.

Atatürk’ün eğitimle ilgili söylemiş olduğu çok veciz bir söz var: “En mühim, en esaslı nokta terbiye (eğitim) meselesidir. Terbiyedir ki, bir milleti ya hür, müstakil, şanlı, âli bir hayat-ı ictimaiye içinde yaşatır ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.”

Değerli dostlar, çocuklarımızın yaşadıkları, yetiştikleri çevre çok önemli. Aile, arkadaş, okul çevresi onların geleceğini şekillendiriyor. 

 Bir çoğumuz çocuklarımızın kavgacı olduklarından şikâyet eder dururuz. Son yıllarda ilköğretim çağındaki çocuklarımıza kadar inen şiddete başvurma olaylarından hepimiz muzdaripiz öyle değil mi? Peki ne oluyor bu yavrularımıza, bütün bu olan bitenlerin sebebi nedir? 

Sevgiden yoksun, nefret ve öfke ortamında büyüyen çocukların, bu hoşlanmadığımız davranışları göstermesi normaldir. Çünkü onlar bu tür ortamlarda yetişerek şiddet ve kavgayı öğreniyorlar. Mutlu bir aile ve güzel bir arkadaşlık ortamında yetişen çocuklar ise mutluluğun hazzına varıyor, başkalarını da mutlu etmeyi öğreniyor.

Bakın, çocuklarımız hak ve adalet kavramını nasıl kazanıyorlar? Eğer biz büyükler onların hukukuna riayet edersek, onlarda adaleti öğreniyorlar bizden ve hayatlarında uyguluyorlar.       

Kendisine güvenen, ayağı yere sağlam basabilen çocuklar ailesi tarafından yüreklendirilen ve desteklenen çocuklardır. Bu çocuklar hayatları boyunca kendilerine güvenlerini kaybetmezler. Onları yüreklendirin. Bir de çocuklarınıza yaptıkları işten dolayı teşekkür edin. “Yahu şimdi koskoca adam, bacak kadar çocuğa teşekkür mü edeceğiz” demeyin. Eğer biz onlara teşekkür edersek onlar da başkalarına teşekkür etmeyi öğrenirler.

Mevlana’nın “Dertli insanların kararsızlıklarla, dumanlarla dolu bir gönül evi vardır. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun.” sözü bana çok manidar gelir. Bu bağlamda, çocuklarımızın şahsi problemleri ile mutlaka ilgilenelim. Onlara şefkatle muamele ederek problemlerini çözüme kavuşturmaya gayret edelim. Onların gönül evlerine pencereler açalım. Bu pencerelerden hayata doğru bir şekilde bakabilsinler. Kendimizi onların yerine koyarak onları anlamaya çalışalım. Onların biz yetişkinlerden farklı olduklarını unutmayalım. Onlar küçük; niçin onlardan yetişkin davranışları bekliyoruz ki? 

Sürekli onları tenkit ederek söz söylemek yerine, onlara olumlu ve tutarlı davranışlarımızla örneklik teşkil edelim. Unutmayın, sürekli tenkit edilen çocuklar toplum içinde düşüncelerini ifade etmekten korkarlar. Benim çocuğum neden pısırık, içine kapalı, cesaretsiz, çekingen diye şikâyet eden biz değil miyiz? İşte bunun kaynağı da bizleriz.

Çocukların nasihatten çok, kendilerine idol olabilecek iyi örneğe ve rehbere ihtiyacı vardır. Sakın onları başkalarının çocuklarıyla karşılaştırmayın, bu şekilde onları azarlamayın. Bu bir yarar sağlamaz, aksine onları daha fazla olumsuzluk ve başarısızlığa iter. Çocuklar sizden uzaklaşır.

Her çocuk farklıdır. Bizler hepimiz tekiz ve özeliz. Yaşadığımız dünyaya da katkılarımız farklıdır. Her çocuğun zekâ ve öğrenme türü, ilgi ve yetenekleri de farklıdır. Bütün çocuklardan aynı şeyi beklemek safdillilik olur. Esasında her insan ayrı bir dünyadır. Onların eğitim hayatında bunları göz ardı edemeyiz.

Çocuklarımızın yaşadıkları yerlerdeki fiziki ortamları onların dünyasına uygun şekilde, yaşanabilir hale getirmeliyiz. Bu onların hem bedensel, hem de ruhsal açıdan sağlıklı gelişimleri için bir ihtiyaçtır.
Çocuklarımızın olumlu ve güzel davranışlarını onaylayıp teşvik edelim. Onların olumsuzluklarını öne çıkarmak, onların eğitimi adına bize zerre kadar yarar sağlamaz. Düşüncelerini rahatça açıklamalarına imkân verin. Sakın onları toplum içinde aşağılamayın. 

Onlarla etkinlik ve planlarınızı paylaşın ve ortak karar verin. Düzenli bir okuma alışkanlığı kazanmalarına yardımcı olun. Onların sevdikleri kitapları alarak okuma alışkanlığı kazandırın ve bu işi çocuklarla birlikte planlı yapın; yaptığınız çalışmaların kayıtlarını tutun. Zaman içerisindeki ilerlemeleri çocuğunuz görecek, kendine güveni artacak, başarının tadına varacaktır. Aile içinde okuma saatleri de planlayabilirsiniz. Çocuklarınız size  okusun ve onları sabırla dinleyin. 

Çalışmalarında onlara "araştır, sor, oku, anlat, tekrar et” yöntemini uygulatın ve buna alıştırın. Ezbercilikten kurtulmalarını sağlayın. 

Tv, internet kullanımı konusunda bilinç kazandırın. Tv ve internet saatlerini planlayın. Rastgele her programı izlemelerinin doğru olmayacağını, bunlara bağımlılığın onların sağlığını, eğitim ve öğretim hayatını olumsuz yönde etkileyeceğini hatırlatın. Bunları birlikte yapın. Unutmayalım ki “söylediğimi yap” demek, “yaptığımı yap” demek kadar etkili değildir. 

Tv ‘yi beraber izleyin hayatın gerçekleriyle, hayali olan şeyleri ayırt etmesine yardımcı olun. Reklamları seyrederken çocuğunuzla fikir teatisinde bulunun ki bilinçli bir tüketici olsun. Onlarla eğitsel değeri olan oyunlar oynayın. Çocuklarınızın okullarında aktif görevler alın, öğretmenleriyle rutin olarak görüşün.

Bu noktada şunu da hatırlatmakta fayda var. Aile ortamındaki problemler çocuklarımızın tertemiz dünyasında derin yaralar açıyor. Aile içerisindeki problemlerin kesinlikle çözüme kavuşturulması gerekir. 

Ailenin yetersiz alakası, çocuklarla az vakit geçirmesi onların kişiliklerini olumsuz yönde etkiliyor. İş hayatı yoğun olan annelerin çocukları anne sevgisini ve sıcaklığını yeteri kadar tadamıyor. 

Az okuyan bir toplumuz. Yeni aldığımız cep telefonunun kullanma kılavuzunu dikkatle okuyoruz aman yanlış bir işlem yapmayalım diye. Çocuk eğitimi gibi hayati bir mevzuda kaç kitap okuduk? 

Eti senin kemiği benim zihniyeti ve geleneksel eğitim anlayışıyla mesafe kat etmemiz mümkün değil. Onları okula teslim edip bırakmakla her şey bitmiyor.

Nisan 29, 2017