KUŞ KÖŞKLERİ


Sevgili dostlar, şehzadeler şehri Amasya’ya hiç yolunuz düştü mü bilmiyorum ? Eğer bir gün yolunuz düşerse, buram buram tarih kokan bu şehrimizde ecdâd ihsanı bir camimiz var: Sultan II. Bayezıd-ı Veli Camii. Bu tarih hazinesini mutlaka görmenizi tavsiye ederim.  İlk kez burada tanışmıştım ben "kuş köşkleriyle"  yıllar önce.

Caminin sol taraftaki giriş kapısının üzerinde taştan yapılmış ve duvara monte edili minicik bir köşk var. İlk gördüğünüzde kendi kendinize :” Bu köşk maketinin burada ne işi var? Herhalde süs için koymuşlar! ” diyeceksiniz. Hayretle seyrederken, birden köşkün içerisine kuşların girip çıktığını, cıvıl cıvıl ötüştüklerini göreceksiniz. İşte o anda ecdâdınızın merhamet, muhabbet ve şefkatte sınır tanımadığına şahit olacaksınız.

Bizim medeniyetimizin temelinde muhabbet vardır. "Yaratılanı severiz Yaratan'dan ötürü" düsturumuz budur. Ecdâdımızın kurduğu devletlerin uzun ömürlü oluşunun temelindeki en önemli faktör muhabbet ve adalettir. Onların muhabbetsiz bir işi olmamıştır. Muhabbetle yaşamışlar, muhabbetle ölmüşlerdir. Yine onlar muhabbetten merhamet doğar demiş. Bu nedenle, yalnızca insanı değil, gökte kanat çırpan kuşları bile düşünmüşlerdir. Mesela biriken yağmur sularından kuşların içmesi için mezar taşlarımızın yanına suluklar yapmak bizim medeniyetimize has özelliktir.

Ecdadımızın insana olan muhabbeti sadaka taşlarında, hayvanlara olan muhabbeti ise kuş köşklerinde tecelli etmiştir aslında. Yunus diliyle onlardaki hayat felsefesinin özeti şudur: ” Yaratılanı severiz/Yaratan'dan ötürü.”

Türk’ün dünyasını süsleyen lâleler, çınarlar, çeşmelerin yanında kuşlar ve onların kanat sesleri de vardır. Camilerimizin avlularında insanlarımızla iç içe yaşar bu güzel hayvanlar. Tıpkı çocuklarımız gibi hayatımızın neşesidir. Asla rahatsız edilmez, kovulmazlar. Bundan dolayı leylek ve kırlangıçlar asırlarca yuva için huzurlu Türk evlerinin üzerini tercih etmiştir.İstiklâl ve özgürlüğümüze düşkün olduğumuz için göklerde özgürce yaşayan kuşlara imrenmiş ve onları sevmişiz. Biz sevdikçe onlarda masallarımıza, şarkılarımıza, türkülerimize, şiirlerimize girmiştir kanat çırparak.

“Dost iline giden turna/ bekle kelamı kelamı/ uğrar isen yâr yanına/Eyle selamı selamı” demiş Emrah ve hislerimize tercüman olmuş. “Dert bende, yara bende/Eğlenmez yara bende/ Yuvasız kuşlar gibi/Kalmışam perakende! “ 

Kuş köşkleri, kuşların konaklaması, barınması, ve beslenmesi gayesiyle planlanmış ve sanatkârane bir şekilde yapılmıştır. Genellikle  cami, medrese, ev, saray ve han gibi yapılarda gördüğümüz dünyada bir başka eşi olmayan bu mimari türünü atalarımız köprülere bile yerleştirmiştir. Büyük Çekmecedeki Koca Sinan Köprüsü'nde böyle bir uygulamayı görmek münkün.

Kırlangıç, serçe, saka, gibi korunmaya muhtaç küçük kuşlar için yapılan kuş köşkleri Türk’ün hayvan sevgisinin bariz bir tezahürüdür. Yapıların rüzgâr esmeyen, bol güneş alan ve kimsenin erişemeyeceği yüksek kesimlerine yerleştirilmiştir. Minyatür bir sarayı andıran kuş köşklerinde kuşların girmesi için kapı, hava alması için pencereler dahi düşünülmüştür.

Hepimiz büyüklerimizden kuşları taşlamanın, öldürmenin günah olduğunu, onları beslemenin ve korumanın ise sevap olduğunu duymuşuzdur. Birçoğumuz soğuk kış günlerinde penceremizin önüne onlar içn yem bırakmışızdır.  Sevgili peygamberimiz hayvanlara karşı merhamet gösterilmesini, onların sevilip okşanmasını, yiyeceklerine itina gösterilmesini, korunmasını bize tavsiye buyurmuştur. 

Atalarımız, Peygamberimizin bu tavsiyesini hayata geçirmiştir. İşte Türk inancı ve töresinde yıllarca bu inanış yaşamış ve bizlere kadar ulaşmıştır. Bursa’da bulunan "Gurabâhâne-i Lâklâkan" yani leylekler hastanesi bunun en eşsiz örneğidir. Dünyada başka bir örneği yoktur. Güvercinler için tarihi kayıtlarda birçok vakıf kurulduğunu bu konuda araştırma yapan uzmanlardan öğreniyoruz.

Ecdâdımız, gönül köşkündeki merhamet ve sevgisini kuş köşklerine taşıyarak bizleri yine kendisine hayran bırakmıştır. Onlara hayran olmamak mümkün mü? Sizi seviyoruz has adamlar, aşk erleri, gönül dostları, Çılgın Türkler!

Bayramınız mübarek, muhabbetiniz daim olsun...

(Bu yazımız Bafra Gazetesi ile Haber sitesi bafrahaber.com'da da yayınlanmıştır.) 

Nisan 29, 2017