İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR


Takvimler aralık ayının yirmi yedinci gününü gösteriyor. İncecikten kar yağıyordu şehre. Kış mevsimi olanca ağırlığıyla sokaktaydı. Bense kendimi kaptırmış yürüyordum bu aheste ve incecikten sepeleyen kar yağışında. Beyaz gelinlik içindeki bu şehre bir başka tutkuyla bağlanmıştım şimdi. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine düşen iç karartıcı hadiselere rağmen şehrin beyaz yüzünü görmek ne güzeldi!

Küçük bir çay ocağı vardı her zamanki yol güzergâhımın üzerinde. Ara sıra uğrar, Bayram ustanın çayını içer muhabbet ederdik onunla. Bugün de o niyetle uğradım. Kapıyı açıp içeriye girdim. Dilinde dertli bir türkü, çay demliyordu Bayram usta. Öyle dalmıştı ki beni hiç fark etmedi bile.

Köşede cam kenarında bir yer seçtim kendime. Bu köşe olsun dedim kendi kendime ve geçtim oturdum. Orta yerde soba küt küt yanıyordu. Aheste yağan kar taneciklerini seyrederken demli çayım da gelmişti. Hızır gibi yetiştin be Bayram usta! Senin demli çayın da olmazsa ne yapardık biz? Sahi biz Türkler çaysız hayat düşünülebilir mi?

Şehir  tam olarak daha yeni güne uyanmamıştı.Sokaklar sessiz; ne bir araba sesi var, ne de bir insan sesi. Fırsat bu fırsattı. Hazır havam yerindeyken şiir okuyabilirdim. Çantamdan Yunus Divanı’nı çıkardım. Bir yudum çay daha içtikten sonra mısraların arasında kayboldum. Şimdi Yunus’la kol kola geziyorduk lapa lapa yağan kar altında şehrin kaldırımlarını. Söz, sözün sultanındaydı artık. Bize susmak ve dinlemek yaraşırdı. O söylüyordu ben dinliyordum:

Ben gelmedim kavga için,
Benim işim sevi için,
Dostun evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim.
...
Gelin tanış olalım,
İşi kolay tutalım,
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz.
...
Adımız miskindir bizim,
Düşmanımız kindir bizim,
Biz kimseye kin tutmayız,
Kamu âlem birdir bize.
...
Bir kez gönül yıktın ise,
O kıldığın namaz değil;
Yetmiş iki millet dahi,
Elin yüzün yumaz değil.
...
Yunus Emre der hoca,
İstersen var bin hacca,
Hepsinden iyice,
Bir gönüle girmektir.
...
Dört kitabın mânâsı,
Bellidir bir elifte,
Sen elif dersin hoca,
Mânâsı ne demektir.
...
Dört kitabın mânâsın,
Okudum tahsil ettim,
Aşka gelince gördüm,
Bir uzun hece imiş.
...
Gönül Çalabın tahtı,
Çalab gönüle baktı,
İki cihan bedbahtı,
Kim gönül yıkar ise.
...

Bizim Yunus, can Yunus! Anadolu’nun lisanı, tapusu can Yunus! Karış karış gezdiğin mübarek Anadolu toprağında senin nefesin saklı. Hükümetsizlik içinde çalkalanan ve Moğol istilaları ile perişan olan mukaddes Anadolu toprağına güneş gibi doğmuştun sen! Türk Milletine moral kaynağı olmuştun. Milli bütünlüğümüze zarar veren her türlü sapık, bâtini akımlara karşı Türk Milletini koruyucu bir rol üstlenmiştin. Türk şiirinin banisi ve milli bütünlüğümüzün tutkalı olmuştun. Seninle ağlamış, seninle tebessüm etmiş, seninle tefekküre dalmıştı Anadolu insanı. Bugünlerde sana çok ihtiyacımız var can Yunus! Medet Yunusum medet, gel bize sevmeyi öğret!

Bayram usta, çay paramızı al da yola revan olalım artık. Yolcu yolunda gerek!

(Bafra Gazetesi Ve bafrahaber.com internet sitesinde yayınlanmıştır)

Nisan 28, 2017