SULTAN ŞAİR:MUHİBBİ


           Hiç şüphesiz Kanuni Sultan Süleyman, cihan devleti Osmanlı’nın en kudretli padişahlarından birisidir. Onun siyasi sahadaki tartışılmaz gücünün yanında pek çoğumuzun bilmediği bir de edebi yönü vardır. Osmanlı padişahları içerisinde en fazla şiir yazan padişahtır. Biz, ecdadımızın bu yönünü maalesef pek bilmiyoruz. Çünkü onların bu yönü bize doğru dürüst anlatılmadı. Geçmişte bir dönem, Tarih derslerinde Emin Oktay'ın tarih kitabı okutulan bizim kuşağa ecdadımız, elinde kılıç at sırtından inmeyen ve tek maharetleri bu olan insanlar olarak tanıtıldı. Oysa ecdadımız kılıcını iyi kullandığı gibi kalemini de sanatkârane bir şekilde oldukça iyi kullanırdı. İşte, Sultan Şair Muhibbi buna en güzel misaldir. 

         Batılıların Muhteşem Süleyman dediği Kanuni Sultan Süleyman gerçekten muhteşemdir. Hayatına birçok sefer ve zaferler sığdıran bu cihan padişahı, Muhibbi mahlasını kullanarak bunca yoğun devlet işi arasında aşk, iman, heyecan, şecaat, düşünce ve duygu dolu eşsiz şiirler yazmıştır. Her gönül ehli gibi o da gönlün neşesini, hüznünü, coşkusunu âşıkane ve rindâne söylenmiş şiirlerle dile getirmiş, başka âlemlere kapılar açmıştır. Bizlere dünya döndükçe bâki kalacak yaklaşık üç bin şiir bırakmıştır. 

          Kırk altı yıllık saltanatı boyunca şairlere destek olmuş, onun devr-i saltanatında şiir zirveye ulaşmış, altın çağını yaşamıştır. Fuzuli, Bâki, Necati, Hayali gibi söz üstadları onun himaye ve teveccühüne mazhar olmuşlardır. Hatta Bâki gibi bir şiir zirvesini de keşfeden odur. Bu konuda kendisi :“Yaptığın üç güzel işi sırala deseler, biri muhakkak ki şair Bâkî’yi İstanbul’a getirip insanlığa kazandırmamdır.” der. Zamanının büyük şairleriyle şiir sohbetlerine katılmış, beğendiği şiirlere nazireler yapmış, Türk şiirine büyük hizmetleri olmuştur. 

          Muhibbi şiirleri geçmişten günümüze, edebiyat dünyasında beğenilerek okuna gelmiştir. Cihan mülkünün Muhteşem Süleyman’ı olduğu kadar söz mülkünün de muhteşemiydi o. Müthiş bir dil ve edebiyat birikimine sahipti. Sade bir üslup kullanarak devrinin Osmanlıcasıyla yazmıştı şiirlerini.  Diğer şairler gibi pek fazla Arapça ve Farsça kelimeler kullanmamıştır.  Şiirlerinde Muhibbi mahlasını kullanmayı tercih etmiştir. Muhibbi, seven demektir. Kendisi son derece duygulu, iyi bir dini bilgiye sahip tasavvuf ehli bir padişahtır. Birçok şiirinde tasavvufi hayata, dervişlere imrendiğini açıkça görmekteyiz.  Koskoca bir cihan devletini idare ederken iç âleminde bir derviş gibi yaşamıştır o. Bence Kanuni’yi doğru tanımak istiyorsak, abuk sabuk tv dizilerine değil de onun kendisini anlattığı şiirlerine yönelmemiz daha doğru olur. “Zahire baksan eğer ki, berru bahrin şâhıyam/Bir ulu dergâhın amma ben gubar-ı rahıyam” diyerek âşıklığı cihan padişahlığından üstün tutmuştur. 

          Bu kısa bilgiden sonra, bu haftaki yazımızı cihanın ve sözün sultanı Kanuni Sultan Süleyman’ın bir şiiriyle bitirmek vacip oldu. Şiiri gençlerimizin de rahat anlayabilmesi için orjinal beyitin altına günümüz Türkçesine çevirerek yazacağım.

Gâh olur mülk-i cihana hân ider gönlüm beni, 
Gehdöner şehr-i gama derbân ider gönlüm beni. 

(Zaman olur dünya mülküne sultan eder gönlüm beni, 
Bazen de döner gam şehrine kapıcı eder gönlüm beni.) 

Gâh olur can mülkünü ma’mur ider mimar-ı dil, 
Geh harab idüb yıkar viran ider gönlüm beni. 

(Zaman olur gönül mimarı can mülkünü mamur eder, 
Bazen de yıkar viran eder gönlüm beni.) 

Gâh vaslı fikri der gâhi dönüp hicran anar, 
Gâh şâd ider gehi giryân ider gönlüm beni. 

(Zaman olur kavuşmayı düşünür, bazen dönüp ayrılıktan söz açar, 
Bazen  sevindirir, bazen de ağlatır gönlüm beni.) 

Gâh olur anlar rumûzı kâinatı serteser, 
Gâh olur bir nutkı yok hayvan ider gönlüm beni. 

(Zaman olur kâinatın sırlarını baştan başa anlar, 
Bazen de sözü olmayan hayvan eder gönlüm beni.) 

Gâh olur bir katre eyler belki kem bir katreden, 
Gehtelâtumlar urup umman ider gönlüm beni. 

(Zaman olur bir damla eyler, belki de küçük bir damladan, 
Bazen de dalgalar vurup okyanus eder gönlüm beni.) 

Gâh olur âh ateşiyle âlemi oda yakar, 
Gâh olur yaş dökmeğe bârân ider gönlüm beni 

(Zaman olur ah ateşiyle âlemi ateşe yakar, 
Bazen de gözyaşı dökerek yağmur eder gönlüm beni.) 

Gâh olur bir zerre-i nâçizden kemter kılur, 
Gehdöner hurşid-veş Rahşan ider gönlüm beni. 

(Zaman olur önemsiz bir zerreden daha aşağı tutar, 
Bazen de güneş gibi aydınlık eder gönlüm beni.) 

Gâh olur kim künc-i gamdan çıkmayup eyler karar, 
Gâh olur her yana sergerdân ider gönlüm beni. 

(Zaman olur dert köşesinden çıkmayıp, orada kalır, 
Bazen de her yana şaşkın serseri gibi gezdirir gönlüm beni.) 

Gâh olur hande eyler gülşen içre gül gibi, 
Gâh olur bülbül gibi nâlân ider gönlüm beni. 

(Zaman olur gül bahçesinde gül gibi güldürür, 
Bazen de bülbül gibi inletir gönlüm beni.) 

Gâh virür atlas kabâ hem başıma zerrin külah, 
Gehkalender eyleyüp üryan ider gönlüm beni. 

(Zaman olur bana atlas elbise başıma da altın külah giydirir, 
Bazen de kalender eyleyerek çıplak gezdirir gönlüm beni.) 

Gâh mest olup içürür bana aşkın cür’asın, 
Gehgubar-ı gam virüp hayran ider gönlüm beni. 

(Zaman olur mest olup bana aşkın yudumunu içirir, 
Bazen de gam tozu verip şaşkın eder gönlüm beni.) 

Gâh olur serkeşlik eyler başına sultan olup, 
Gâh olur bir bende-i ferman ider gönlüm beni. 

(Zaman olur âsilik eyler başına buyruk olup, 
Bazen de bir fermanın kölesi eder gönlüm beni.) 

Gâh olur nazm-ı Nizami’den Muhibbi dem urur, 
Gâh bir harf anlamaz nâdân ider gönlüm beni. 

(Zaman olur Muhibbi, Nizami şiirinden dem vurur, 
Bazen de  bir harf anlamayan cahil eder gönlüm beni.) 

         Gam ve telaş sizden ırak olsun dostlar. Her gününüz şiir tadında geçsin. Kalın sağlıcakla… 

                                                                                                                                                                        (Recep ŞEN - 23 Mart 2012)

Haziran 03, 2017