DRAMA TEKNİĞİ


Drama tekniği, biz eğitimcilerin eğitim öğretim çalışmalarında en fazla başvurduğu eğitim öğretim yöntemlerinden birisidir. Üzerinde durduğumuz konuyu öğrencilerimizden küçük bir tiyatro eseri olarak irticalen ve hayal güçlerini kullanarak bize sunmalarını isteriz. Bu onların çok hoşuna gider. Bu mini tiyatro herhangi bir düşünceyi, kavramı, beceriyi, hadiseyi hayatın içinden bir kesiti ele alarak canlandırır.

Drama doğrudan doğruya direkt olarak yaşamaktır. Eğitimde ilk defa J.J. Rousseu tarafından ortaya koyulmuştur. Bu tekniğin fikir babası olarak bilinir. Çocuk merkezli bir okul için drama olmazsa olmazlardandır. Drama tekniği sayesinde öğrencilerimizde sanat bilinci de oluşmaktadır. Aynı zamanda sanatla kendilerini daha rahat bir biçimde ifade etme imkânı sunulmaktadır. Drama yaparak ve yaşayarak öğrenmeye dayalı olduğu için öğrenci bu yöntemle eğitim öğretim çalışmalarında daha aktiftir. Böylece arzuladığımız manada kalıcı öğrenme kolay bir şekilde gerçekleşmiş olur.

Drama tekniğinden daha sağlıklı yararlanabilmemiz için öncelikle fiziki ortamımızın uygun olması çok önemlidir. Bunun yanında çocuklarımızın birer küçük olduğunu ve onların dünyalarının biz büyüklerden çok farklı olduğunu unutmamalıyız. Onları drama tekniğini uygulamadan önce konuya ilgili ve istekli hale getirmeli, ilgilerini çekecek etkinliklere yer vermeliyiz. Kendi aralarında işbirliği yapmalarına imkân vermeli, beraber çalışmanın hazzına varmalarını sağlamalıyız. Çalışmalarında basitten karmaşığa, kolaydan zora doğru bir çizgi izlemekte yarar var.

Eğitim sahasında uzman olan otoritelerin beyanlarına bakarsak dramanın çocuk eğitiminde sayısız yararlarının olduğunu görürüz. Öncelikle çocuklarımızın özgüven becerileri gelişir. Drama sayesinde sosyal, dil, motor ve bilişsel becerileri gelişerek olgunlaşır. Öğrencilerimiz dramada aldığı rol sayesinde empati yeteneği kazanır. Çocuklarımızın kendilerini topluluk önünde rahatça ifade etmeleri biz eğitimciler için çok önemlidir. Drama bizim bu hedefimize hizmet eden önemli bir araçtır. Ayrıca öğrenciler bu teknik sayesinde farklı yaşantılarla tanışır. Yukarıda da belirttiğim gibi kalıcı öğrenmeyi gerçekleştirir. Çünkü yaparak, yaşayarak, görerek, tartışarak öğrenir.

Drama tekniği çocuklarımızın deşarj olmasına imkân vererek onları rahatlatır. Hayata ve hadiselere tek gözlükle bakmak yerine çok yönlü algılamaya imkân sağlar. Farklı bakış açıları kazanırlar. Farklı bakış açısı kazanabilen öğrenci karşılaştığı problemlere de farklı çözümler sunabilir. Eleştirmeyi, eleştirilmeyi, tartışmayı öğrenir. Ayrıca çocuklarımız keşfetme, gözlem yapma, araştırma becerileri kazanırlar. Bu beceriler çocuklarımızın gelecekteki hayatları için çok önemlidir. Öğrenciler dramada girdikleri rol içerisinde kendilerini göstererek birlikteliğin ve paylaşımın hazzına varırlar. Giderek bireyselleşen ve çıkarcılığa yönelen modern hayatın içerisinde sanırım paylaşım ve birliktelik değerleri hepimiz için önem arzetmektedir. Bu anlamda geleceğimizi şekillendirecek olan yavrularımız, paylaşım ve birlikteliğin farkına ve hazzına daha erken yaşlarda varmış olacaklardır.

Dramadan bahsederken kısaca oyuna da değinmek isterim. Çünkü geleceklerini inşa ettiğimiz çocuklarımız için oyun bir ihtiyaçtır. Hem de ekmek, su, hava gibi… Aslında oyun insanlık tarihiyle birlikte var olan bir realitedir. İnsanla birlikte her dönemde oyun var olmuştur. Biz eğitimcilerin çok sık tekrar ettiği bir hakikat vardır, biz deriz ki: ” Çocuk oynayarak öğrenir, anlar ve sorgular. Oyunla onların ilgisi en üst düzeye ulaşır.”  Bu tecrübe edilmiş bir hakikattir. Bizler bir çok beceriyi, kavramı oyunla öğretiriz. Bu anlamda oyun en etkili öğrenme yöntemidir bizim için. Başka yöntemler de var elbet ama oyun bizim işimizi daha da kolaylaştırmaktadır.

Oyun, çocuklarımızın çevreyle ilişkilerini sağlamada güzel ve faydalı bir araçtır. Bilinç ve duygusal tecrübe arasında köprü kurar oyun. Onların hislerini dışa vurmalarını sağlar. Ayrıca çocuklara eğlenme ve dinlenme imkânı tanır. Zaten oyun ve drama bu anlamda özde aynıdır. Aralarındaki fark, oyun plansız ve kendiliğinden gelişirken, drama planlı ve hedefi olan bir etkinliktir. Burada planlamayı ve hedefi öğretmen yönetir. Böylece çocuğun doğasındaki oyunu drama ile planlı bir etkinliğe dönüştürmüş oluruz.

Çocuklarımız oyunlarında özgürdür ve istediği birçok davranışı oyun sırasında sergiler. Öğretmen bu oyun sürecini bir lider olarak iyi yönetmelidir. Oyunlar eğitimdeki amaçlara hizmet eden birer araç halini almalıdır.

Dramayla çocuk grup içerisinde sorumluluğu olan bir birey olduğunun farkına varır, kendine olan güveni artar. İnsanlarla kolay ve rahat iletişim kurma becerisi kazanır. Hayal gücü zenginleşir. Daha kısa sürede ve sağlıklı bir biçimde sosyalleşmesini tamamlar.

Ezbere dayalı klasik eğitim anlayışına karşı güçlü yönleri olan drama yöntemi ile çocuklarımız derse aktif olarak katılacak, arzuladığımız manada kalıcı öğrenme gerçekleşecektir. Eğitim açısından da birçok olumlu davranışları uygulayarak kazanacak ve hayat tarzı olarak benimseyecektir. Ne dersiniz kırk kere anlatmaktansa, anlatılanları bir kere göstermek ve yaşamalarına imkan vermek daha yararlı değil midir?

                                                                                                                                                                     (Recep ŞEN - 24.11.2009)

Mayıs 28, 2017