İSTANBUL'A HASRET


Sana şiirler yazdım içinde hasret kokan,
Masmavi gözlerinden sonsuza doğru akan...

Bir rüya, bir masaldı benim sende gördüğüm,
Söyle nasıl çözülür, sensiz modern kördüğüm?

Bambaşka âlemlere uçan martı gibisin,
Uygarlık sahasında her dem taze, dirisin.

Tanburi Cemil Bey ki, seslenir Kanlıca’dan,
Seni güneş batarken, seyrettim Çamlıca’dan.

Hisar'dan ılık rüzgar esiverir yüzüme,
Görünür at sırtında Sultan Fatih gözüme.

Fatih Camii’ndeyim; taşlara sinmiş huzur,
Başka bir âlemdeyim, gönlümde neşe, sürur.

Süleymaniye zirve, Sinan’ın şaheseri,
Kubbesinin altında unuturum kederi.

Söz pir-i muganındır şehrin tam sinesinde,
Galata’da, Galib’in Mevlevihane’sinde.

Kız kulesi kendini adamış ıssızlığa,
Derviş gibi münzevi, gömülmüş sessizliğe.

Boğaz’ı seyrederim Saray-ı Humayun’dan,
Başka görünür dünya, bakınca Enderun’dan.

Asya bozkırlarında gönlüme düşen güzel,
Alnıma yazmış seni Padişah-ı Lem Yezel.

Ne bu şiir son bulur, ne de gönlümde yerin,
Essin gönül bağımda, rüzgârın serin serin.
(Recep ŞEN)

Mayıs 14, 2017