ZAMAN NE KADAR DA DEĞİŞTİRDİ BİZİ


Eskiden mahallede arkadaşlarımızla oynarken bir mahallelilik şuuru vardı bizde. Hatta mahalleler arası futbol maçı yapardık. Bir milli maç havasında geçerdi oyunun her anı. Mahallemiz adına kazandığımız bu maç çok önemliydi bizim için.

Bizim mahallemizden bir kıza yan gözle bakıp geçenler nasibini alırdı gazabımızdan. Delikanlılarımız aşkını gizli tutar, iffetten ayrılmaz, delikanlılığa leke sürmezdi. Sevda yüreklerdeydi, öyle ortalıkta göz önünde değil! Haksızlığa isyan vardı ruhumuzda. Böyleydi bir zamanlar bizim mahalle.

Özlüyoruz tabiî ki o günleri. İnsanların samimi, sıcakkanlı, dürüst, fedakâr, hoşgörülü, özverili olduğu o günleri hatırladıkça özlemimiz daha da artıyor.

Birçok değerin peş peşe yok oluşunu seyrediyoruz modern zamanlarda. Bir şeyler yapamamanın acziyetiyle kahroluyoruz. Küresel ısınmadan kaynaklanan aşırı sıcaklar bizi bu kadar bunaltmıyor inanın. Bireysel çabaların bu çözülüşü önleme de ne kadar etkili olacağı apaçık ortada. Toplumsal bir seferberliğe ihtiyacımız var. Yeniden dirilişe, silkinişe, uyanışa ihtiyacımız var.

Çok değiştik çok. Eskiden birbirimizi görmeden edemezdik. Şimdi haftalar, aylar, yıllar geçiyor birbirimizi aradığımız yok. Unuttuk dostluğu, kardeşliği, arkadaşlığı. Alınteri, emek ve paylaşımdan yanaydık. Düşeni tutup kaldırırdık. Semtimizdeki yoksulu garibanı gözetirdik. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için seferber olurduk.Bugün bunları unuttuk bir kenara attık. Her birimiz Karun gibi zenginleştik. Oturduğumuz evler değişti. Bindiğimiz otomobiller değişti. Giydiğimiz elbiseler değişti.

Burjuva takımı diye akşam sabah eleştirdiklerimize, semtlerine bile uğramadıklarımıza benzedik biz de. Yazık ki yıllar sonra bugün bizim mahallenin gençleri de artık burjuva yaşantısı yaşıyor. Okuyup yazan takımımız bu ekonomik düzeni eleştirir dururdu, şimdi onlar da bu ekonomik düzenin çarkları arasında değişim ve dönüşüme uğradılar. Farklıydık, özgündük, asiydik. Şimdi sıradanlaştık, varın gerisini siz hesap edin dostlar!

Herkes kendi derdine düştü. Herkes kendini düşünür oldu. Bir bencillik sevdasıdır aldı başını gidiyor. Ne zaman ki bu bencillik sevdasına yakalandık, o an yıkıldık biz. Oysa ki ne dehşetli fırtınalara, ne azgın sellere dayanmıştı sinelerimiz. Biz delikanlılar değme bozulmazdık. Böyle düşünüyorduk o zamanlar.

Bu modernlik bizi bozdu usta. Modernlik icat oldu mertlik, delikanlılık bozuldu. Para bizi bozdu. Makam, mevki bizi bozdu. İlkesizlik bizi bozdu. Bozulmaz dediklerimiz de bozuluyormuş demek. Demek ki aslolan istikametmiş, çizgimizden sapmadan yaşayabilmekmiş. Gerçek delikanlılık buymuş meğer!

Cep telefonları icat olmazdan evvel kalp kalbe karşıdır darb-ı meselince gönülden halleşirdik. Ne cep mesajları vardı, ne internet, ne MSN de chat… Ama biz birbirimizden sürekli haberdardık. Birimizin ayağına diken batsa diğerimiz onu yüreğinde hissederdi, koşardı imdadına. Bugün birimiz ölse diğerinin günler sonra haberi oluyor. Neden uzaklaştık bu kadar birbirimizden?

Dünya küçülüyor dediler bize hep. Dünya küçüldükçe bizim aramızdaki uçurumlar kocaman oldu. Birgün anladık ki dünyanın küçüldüğü falan yok. Bunu diyenler bizi uyutmuşlar yıllarca. Daha fazla satmak, daha fazla kazanmak, sömürü düzenlerini sürdürmek içinmiş dünyayı küçük bir köy haline getirme çabaları. Ne yazık ki, çok geç anladı bizim mahallenin gençleri bunu. Bir nesil heder oldu gitti. Yazık, çok yazık!

                                                                                                                 (Recep ŞEN-13.07.2009-Bafra)

Mayıs 13, 2017