NE KADAR KİTAP DOSTUYUZ?


.Eskiden beri evimde bir şark köşesi olsa diye hayal ederdim. Bu şark köşesinin bir yanında da kütüphanem... Zamanla kendi çapımızda ufak bir kütüphanemiz olduysa da, ne yazık ki şark köşesi hayalimiz gerçek olmadı. Kanepeler, sehpalar, koltuklar, oturma grupları derken evlerimizin içinde bize rahatça hareket etmeye yer kalmadı. Bir de buna TV gümbürtüsünü ekleyin. 
       Artık evlerimizde bunlar revaçta kullanım açısından. Öyle bir hevesle bunları alıyor ve dolduruyoruz ki odalarımıza, sonra  da bunların arasında boğulup gidiyoruz. Peki bunlara verdiğimiz değeri  bir bilgi ve başvuru kaynağı olarak kitaplara veriyor muyuz? 
       Misafirliğe gittiğim evlerde veya dost ziyaretlerinde gördüğüm manzara şu:  Oturma odalarımızın vazgeçilmezi  kitaplık ve  kitaplar değil artık! Bunun yerine yukarıda saydığım dünyalıklar işgal etti başköşeyi.
       "Oku!" hitabının muhatabı olan bizler kitaptan çok uzağız. Hayatımızın ve  ailemizin bir parçası kitaplar olmalıydı aslında.  Hayata bakış tarzımız, değer yargılarımız değiştiği için bu hususta da durduğumuz yer sakat. Neye değer verdiğimiz ortada. Kitap dostu değiliz vesselam. Hal böyle olunca da cahillik  diz boyu bizde.  Evet bilgisayar kullanıyoruz, TV izliyoruz,  gazete okuyoruz.  Şimdi " Neremiz cahil bizim?" diye soracaksınız bana. 
       O kullandığımız güncel iletişim kaynakları ile kitabın bize sunduğu bilgi arasında dağlar kadar fark var. Birkere bugünkü modern bilgi kaynaklarının birçoğu bilgi kirliliği tehlikesiyle karşı karşıya. Sonra hiçbiri kitap kadar derinlemesine ve sağlıklı bilgi dünyasına ulaştıramaz  sizi. Belki insanlar arasında iletişimi kolaylaştırır o kadar. Sonra bir rüzgar gibi gelip geçicidir, kalıcı değillerdir. Bundan dolayı kitap vazgeçilmezimizdir, favorimizdir. 
       Kitap aslında sayfalardan ve ciltlerden müteşekkil bir nesne değil, o bizde medeniyetin bizzat kendisidir. Kütüphaneler,  el yazmaları,  müellifler,  kitaplar, kitap dostu sahaflar, kitap kurtları bizim kültür dünyamızın zengin enstrümanlarıdır. Kitaba bu kadar ehemmiyet veren ve  onunla bir medeniyet ortaya koyan ecdanın torunları olarak bugünkü halimiz içler acısı. Dedelerinin cilt cilt eski eserlerini sahaflarda, antikacılarda, eskicilerde paraya tahvil eden bir nesil geldi geçti bu ülkede. Bu mirasyedilerin ardından gelen nesil de, dedelerinin en çok okunanlar listesindeki Marifetname, Keşfüzzunun, Cihannüma, Delail-i Hayrat, Leyla ile Mecnun, Muhammediye, Bin Bir Gece Masalları gibi eserleri okumayı bırakın adını bile bilmiyorlar. Oysa onlar ne güzel yoldaş, ne güzel kılavuzdur insana. Yunus gibi, Fuzuli gibi, Bâki gibi üstadların divanlarındaki dünyanın hangimiz farkındayız?
       Sizlerinde bildiği gibi son yıllarda ekran ulemaları türedi.  Her TV kanalının bir uleması var.  İşinin ehli olan birkaçını ayırırsak bunlar da magazinin bir parçası olmuşlar. Artık ağzımız açık onları izliyor, onları dinliyoruz. Bir kerede orada tartışılan konularla ilgili bir kitap elimize almayız. Böyle bir cehde gerek duymayız.  
       Okumayınca kulaktan dolma, dezenformasyona uğramış  bilgi kaynaklarından edindiğimiz bilgiler, mensubu olduğumuz siyasi harekete veya dünya görüşüne ait sloganlar hayatımızı yönlendiriyor. Bunlar ne derece sağlıklı olabilir ki? Hiçbir konuda derinlemesine bir bilgiye vâkıf değiliz. Hep sathi, yarım yamalağız. Dolayısıyla hayat tarzımızda böyle.
       Modern çağın iletişim ve bilgi kaynağı internete her dört saniyede bir sayfalık bilgi ekleniyormuş. Şimdi bu bilgiler ne kadar sağlıklı ve sahasının  mütehassısları tarafından  ne kadar kontrol edilebilir ve doğrulanabilir bilgiler? Kitap öyle mi? Bir şiiri internetten okurken bir  yerinde yanlışlık var mı diye hep şüphe duyarım.  Ama aynı şiiri şairin eserlerini topladığı kitabından okurken bu şüpheyi duymam. İnterneti kullanmayalım demiyorum.  Belki daha temiz ve düzeyli hale getirebiliriz diyorum. Bu basit bir örnek.  Kitabın yerini hiçbir şey tutmaz, tutamaz da. Teknololji ne kadar ilerlerse ilerlesin bu hakikat değişmez, değişmeyecektir.  
       Kadim kültürlerden bu yana kitap kadr ü kıymetini bilenler için hâlâ bir numaradır.  Biz okumasak da bu böyledir.  Ama unutmamak gerekir ki, gelecek okuyanlar  ve dolayısıyla tefekkür edenler için aydınlık ve umut verici olacaktır. Sonra en vefalı dosttur kitap. Sizi bilgi sahibi yapar, ruhunuzu doyurur ve dinlendirir, hayatınızı şekillendirir.  Gelin yeniden kitaba dönelim.  Kadim dostlarımız kitapları tozlu raflarından,  tavan aralarından indirelim, kolilerinden çıkaralım. Kitaba  dönmedikçe felahımız mümkün gözükmüyor. 
       Her sabah kalktığınızda  cinayetlerle, çetelerle, gasplarla, politik dalaverelerle, magazin haberleriyle uyanıyor ve modern iletişim araçlarından gün boyu bu haberleri  izliyorsanız  ve kitap, bu iletişim araçlarının gündeminde yer bulamıyorsa, ciddi problemimiz var  demektir.  Bu problemin tek çaresi de yeniden kitaba yönelmektir. 

                                                                                                                     (Recep ŞEN-21.01.2009-Bafra)

Mayıs 12, 2017