KİM KORKAR MATEMATİKTEN


Bir kısım öğrencilerimiz için matematik dersi kâbus gibidir. Bunun en önemli nedenlerinden birisi öğrencilerdeki özgüven eksikliğidir. Özgüven eksikliği görülen bu öğrenciler “Nasıl olsa yapamam.” diye düşünür ve öğrenmek için en ufak bir çaba bile harcamazlar. Bu yüzden de başarısızlık yakalarını bırakmaz. Velilerimiz de haliyle çocuklarının bu durumlarından muzdarip olurlar. Peki bu illetin çaresi yok mu?

Bu illetin çaresi elbette var. Öncelikli yapılacak iş, kaybettikleri özgüvenleriyle onları yeniden buluşturmak, matematik dersine yönelik olumlu duygu, düşünce ve tutum geliştirmelerine yardım etmektir.

Peki nedir bu özgüven? Kısaca şöyle tarif edelim:  Hayattaki zorluklarla baş edebilme, yüreklilik, cesaret, kendi kabiliyetlerinin farkında olma ve buna inanma.

Küçük arkadaş gruplarından başlayarak topluluk önünde kendilerini göstermelerine fırsat vermek ve onları yüreklendirmek özgüven kazanmalarına sebep olacaktır. Biz yetişkinlerin bu adımı çocuklarımızın kendilerini rahatça ifade etmelerine de zemin hazırlayacaktır. Çoğu zaman onların tutukluğundan müşteki değil miyiz? İşte size bunun hal çaresi, reçetesi.  

Birçok öğrencimizin handikapı olan sınavlarla ilgili korku ve endişeleri giderilmeli, bunun yerine onlara verimli çalışma becerisi kazandırılmalıdır. Not ve puanın değil, önemli olanın kalıcı öğrenme olduğunu ısrarla vurgulamalıyız. Bunu kendilerine ilke edinirlerse, istedikleri notu zaten alacaklar ve başarıyı yakalayacaklardır.    

Matematik dersi zikredildiğinde endişe ve mütemadiyen başarısız olma korkusu taşıyan öğrencilerimizin problem çözme konusunda başarılı olma şansları da düşer. Bunun için matematiği sevdirecek etkinliklere yer verilmeli, çocuklar cesaretlendirilmeli, iyi bir rehberlikle zihinlerindeki engeller kaldırılmalıdır. Başarmanın o doyumsuz hazzına ermelidir çocuklarımız. Bu hazza eriştiklerinde göreceksiniz her şey adım adım yoluna girecektir.

Öğrencilerimizde matematiğe karşı olumlu tutum oluşturmalıyız. Bu gerçekten önemli. Çünkü biz toplum olarak matematiği zor, başarılması güç bir ders olarak görüyoruz. Matematik sadece okulda öğrenilen zor ve sıkıcı ders değil, hayatın içinde ve günlük hayatın bir parçasıdır. Matematik dersinde öğreneceklerimiz bize sadece iyi not almak için gerekli değil, aksine günlük hayatta ihtiyacımız olan bilgi ve becerilerdir. Öğrencilerimize bu anlayışı benimsettiğimizde gözlerinde yüksek dağlar gibi büyüttükleri matematik engelini aşmaları kolaylaşacaktır.

Hangi konularda başarılı olduklarını tespit edip bunlar ön plana çıkarılarak buradan hareketle kendilerine özgüvenleri sağlanmalı, yapamayacağı konularda da ona destek olunmalı. Onlara hayatın diğer alanlarında göstermiş oldukları başarılar hatırlatılmalı. Bak onları başardığın gibi bunu da başarabilirsin denilebilir. Cesaret aşılanmalı. Aslında başarısızlıklar bizim için bir derstir; başarıya doğru giden yolculuğumuzda bizim kısa süre dinlenip nefeslenmemizi sağlarlar. Biz, her ne olursa olsun kaldığımız yerden bu yolculuğa devam ederiz. Çocuklarımız meseleye bu açıdan bakarlarsa kısa zamanda özgüvenlerini tazelemiş olacaklardır.

Kesinlikle çocuklarımıza, “tembelsin, yeteneksizsin, sen bu matematiği başaramazsın...” gibi olumsuz ifadeler kullanılmamalı. “Komşunun çocuğu yapıyor da sen niye yapamıyorsun?” gibi yersiz mukayeseler çocuklarımızın en ifrit olduğu cümlelerdir. Bunların eğitim açısından hiçbir faydası yoktur. Öyleyse eğitim açısından fayda sağlamayacak bu ve buna benzer ifadeleri kullanmayalım.

Öğrenciler, matematikte başarılı olanlar ve başarılı olmayanlar diye sınıflandırılmamalıdır. Gayret edildiğinde herkesin başarılı olabileceği hatırlatılmalı. Arkadaşın yapabiliyorsa bunu sende yapabilirsin. İster ve gayret edersen sen de başarabilirsin. Başarmaman için hiçbir neden yok! Bu tarzdaki yaklaşımlar bizlerin işini daha da kolaylaştıracaktır.

Öğrencilerimizin bireysel faklılıkları ve zeka türleri dikkate alınarak derslerde farklı işleyiş yöntemlerine, farklı çözüm yollarına, zengin ve anlaşılabilir etkinliklere yer verilmesi kanaatimizce yararlı olacaktır.

Derslerde öğrencilerimiz bedensel ve zihinsel olarak aktif olmalıdır. Tabii ki, bu öğretmenlerinin rehberliğinde olacaktır. Asla ve asla işin eğitim boyutu matematik öğreteceğiz diye ihmal edilmemelidir. Çünkü eğitim planlı ve disiplinli çalışma demektir. Bu başarıldığında doğal olarak öğretimde de istediğimiz meyveleri almış olacağız. Bu geleceğimiz açısından da önemli. Sınıf çöp deryasındayken matematikten çok başarılı öğrenciler yetiştirmişiz bunun ne anlamı var? Eğitim disiplini içerisinde planlı ve düzenli çalışma alışkanlığı olmayan bir öğrencinin başarıya ulaşması hayaldir. Bu nedenle hem eğitim, hem öğretim diyoruz. 

Doğru ve yerli yerinde yapıldığında eğitimde motivasyon (isteklendirme) çocuklarda hiç ummadığınız anlarda önemli sıçramalara sebep olmaktadır. Onları motive etmek için şunları yapabiliriz: 

Olumlu bir davranış sonucunda mutlaka çocuklarımızı ödüllendirelim veya onları teşvik edici güzel sözlerle onure edelim. 

Eğitim öğretimin her aşamasında onların düşüncelerine de yer verelim, kendilerini rahatça ifade etmelerine fırsat ve ortam hazırlayalım. Onların düşünce ve görüşlerine değer verdiğimizi onlara hissettirmeliyiz ki yaptığımız iş havada kalmasın ve tesirini göstersin.

Matematikte başarılı olmuş rehber alınacak kişiler bizim için önemli bir argüman olabilir. Onların nasıl başardıkları ve başarı yöntemleri inceletilmeli. 

İlgi çekici, merak uyandıran, kendine güven duymasını sağlayan farklı öğretim yöntemlerine yer verilmeli.

Sınıf ortamı fiziki ve duygusal olarak derse hazır olmalı ve öğrencilerde oluşturulacak ilgi ve motivasyonla herkesin derse katılımı sağlanmalı. Onlara iyi bir rehberlikle yardımcı olunmalı ve böylece matematik onların gözünde önem kazanmalıdır.

Onlara öğretimden çok öğrenmeyi öğretmeliyiz. Kendilerine göre öğrenme sitilleri oluşturmalılar. Öğrenme yöntemlerini gözden geçirebilmeliler. Öğrenme becerilerine sahip olan kişiler, bu becerilere sahip olmayan kişilere oranla daha etkili öğrenmektedirler.

Derslerde daha fazla araç-gereç ve etkinliklerle yaparak yaşayarak öğrenme ilkesine yer verilmeli.

Derslerin işlenişinde öncelikle yeni konular verilmeden önbilgileri kontrol edilmeli. Noksanlıklar varsa bunlar telafi edilmeli. Çünkü bu önbilgiler üzerine yeniler ilave edilerek konular işlenecektir. Bu arada sıkıcı olmayan tekrar etkinliklerine yer verilerek pekiştirmeler yapılmalı. Öğrenilen konularla ilgili bol bol soru çözülmeli.

Çocuklar öğrenecekleri konular hakkında bilgilendirilmelidir. Öğrenecekleri matematik konularını hayatta nerede kullanacaklarını bilmelidirler. Böylece onlarda derse karşı ilgi ve isteği artırmış oluruz. 

Çoklu zekâ kuramına göre çeşitli ve zengin etkinliklerle farklı zekâ türlerine hitap eden bir ders sunumu yapılmalı.

Zaman zaman dersten sıkıldıklarında matematiğin eğlenceli yönüyle ders zenginleştirilmeli. Fıkra anlatılabilir, şarkı söylenebilir, eğitsel değer taşıyan oyunlar oynanabilir vs. Matematikle ilgili bilmece, bulmaca, düşündürücü sorular, origami tekniğiyle çalışmalar( özellikle geometrik şekiller konusunda) yapılabilir.

Önce kendimize güven, sonra yılmadan çok çalışmak, yolumuzdaki engellere aldırmamak ve ardından zafer... Kolay gelsin!

(14.11.2008)

Mayıs 10, 2017