AŞK ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ


Sevgili dostlar, bu yazımızda aşk üzerine muhabbet edelim isterseniz. Biliyorum ince ve derin mevzu. Şimdi, bu adamın başka işi yok mu aşktan meşkten dem vuruyor, dediğinizi de duyar gibiyim bu arada. Belki de haklısınız. Ama gerçeği ortaya koymadığımız sürece bu mevzuda yaşanan sahtelikler gerçek zannedilecektir. Son yıllarda, kâinatın özü olan bu büyülü kelime çok yozlaştırıldı, çok ucuza kullanılır oldu.

Aşk deyince Leyla ile Mecnun’dan bahsetmemek olmaz tabii ki. Leyla ile Mecnun diyelim ve başlayalım. Bakalım nereye varacağız. İşte o ölümsüz aşk destanı: "Mecnun, bir kabile reisinin oğludur ve adı Kays’tır. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışırlar. Bu iki genç birbirlerine âşık olurlar. Bu alevlenen aşkı öğrenen Leyla’nın annesi kızını azarlar ve bir daha okula göndermez. Kays okulda Leyla’yı göremeyince çılgına döner ve çok üzülür. Bundan sonra alıp başını çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar. Malum, mecnun cinnet geçiren deli demektir. Babası oğlunun bu derdine çare bulmak için Leyla’yı oğluna istese de ailesi deli oldu o artık diye kızı vermez. Leyla evden kaçar ve Mecnun’u çölde arar bulur. O artık ceylanlar, kuşlarla arkadaşlık etmektedir.  Mecnun mecâzi (geçici) aşktan ilâhi aşka yükselmiştir. İlahi aşkla kendinden geçmiştir. Leyla Leyla derken Mevla’yı bulmuştur. Mecnun sevmeyi, aşkı Leyla’da öğrenmiş ve gerçek aşkı tatmıştır. Artık Leyla’yı tanımaz. Babası Mecnûn'u iyileşmesi için Kâbe'ye götürür. Mecnun Kâbe’de şöyle dua eder:” Yarabbi aşk derdiyle beni dost kıl, bir an bile beni aşk derdinden ayrı düşürme!” Bu duadan sonra Mecnun’daki aşk derdi daha da artar. Zamanının çoğunu çöllerde Leyla Leyla diyerek ahu eninle geçirir. Bu arada Leyla’da acılar içindedir. Ailesi Leyla’yı çok zengin biriyle evlendirir. Leyla ona kendisini bir perinin sevdiğini ve kendisine dokunursa ikisinin de yok olacağını söyler. Böylece zengin adam korkar, Leyla’ya yanaşamaz. Leyla’nın evlendiğini arkadaşından duyan Mecnun ona sitemkâr sözlerle  dolu bir mektup yazar. Mektubu okuyan Leyla olayları yanlış anladığını belirten bir mektupla cevap verir Mecnun’a. Bir müddet sonra Mecnun’un ahı tutar ve Leyla’nın evlendiği zengin adam ölür ve Leyla baba evine geri döner. Her şeyi göze alarak çöllerde Mecnun’u aramaya koyulur ve Mecnun’u bulur. Derki : ” İşte aradığın Leyla benim sana geldim.” Mecnun ilahi aşka tutulmuş ve bu yüzden bütün maddi varlıklarla alakasını kesmiş manevi bir aşkla kendinden geçmiş halde yaşamaktadır. Bu yüzden Leyla’nın fiziki varlığını bile unutmuştur. Çölde karşısına çıkan Leyla"yı tanımaz. Leyla’nın kendi içinde olduğunu, onunla manevi âlemde birleştiğini, başka bir Leyla ile buluşmaya artık gücü olmadığını bildirir. Leyla onun bu durumunu, ilahi aşka erdiğini anlasa da yine onsuz yaşayamaz. Bir zaman sonra hastalanıp yataklara düşer ve kederinden ölür. Mecnun Leyla’nın ölüm haberini duyunca gelip mezarını kucaklar ve ağlayıp inler. Allah’tan orada ölmeyi ister ve duası kabul olur. Mecnun’un Zeyd isimli sadık bir arkadaşı vardır. Mecnun öldükten sonra onu rüyasında görür. Cennet bahçelerinde iki mutlu âşık görür. Kim olduklarını sorar. Derler ki: “ Bunlar Mecnun ile onun vefakâr sevgilisi Leyla’dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri, aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada, cennette buluştular.”

Burada bitiyor Leyla ile Mecnun hikâyesi. Biten hikâye ama aşk hâlâ yaşıyor, yaşayacak. Dilden dile anlatılacak bu sevgi destanı. Aşk ölmez, âşıklar ölmez. Şairin dediği gibi : ” Aşk ehli ölmez/ Yerde çürümez/Yanmayan bilmez/Ateş-i aşka.”

Mecnun ilahi güzelliğe ulaşmak uğruna kendi nefsini ve nefsânî arzularını bir kenara atmıştır. Geçici güzellikleri elinin tersiyle itmiştir. Ruhundaki bütün çatışmaları yenerek ebediyen arınmıştır. Aşkla yücelmiştir. Yani tenden kaçarak cana ulaşmıştır.  

Mecnuna sorarlar:” Ne buluyorsun bu Leyla’da? Onun uğruna çöllere düştün, ser sefil oldun. Leyla’dan daha güzelleri var; onları getirelim sana.” Mecnun cevap verir:” Ah ah, siz ona bir de benim gözümle bakabilseniz!” Aşk budur işte! Şekle, surete, resme kapılmamak! Ruh ve mâna güzelliğine tutkun olmak! Her ne pahasına olursa olsun aşkında daim olmak! W.Shakspeare şöyle der:” Aşk gözle değil ruhla görülür.” Büyük ozan Aşık Veysel’in ” Güzelliğin on para etmez/Bu bendeki aşk olmazsa” sözü bu bağlamda çok anlamlıdır.

“Eğer insan suretle insan olsaydı Ahmet’le Ebucehil müsavi(denk) olurdu. Duvar üstüne yapılan resim de insana benzer. Bak, suret(şekil) bakımından nesi eksik? O parlak resmin yalnız canı noksan. Yürü o nadir bulunur cevheri ara!” der Mevlâna.

Mevlâna’ya akıl danışmak için sormuşlar:”Aşk nedir üstad?” O da şöyle cevap vermiş:” Ben ol da bil. Bire ahmak aşk tarife gelmez!” Aşk, tarifi imkânsız bir tutku! Ancak bu derde yakalanan bilir aşkı. Aşk laf u güzafa gelecek bir mesele değildir. Aşk yaşanır sadece. Hâl işidir kıl u kal (dedikodu) işi değildir.

Mecnun bir köpeği sever, okşar ve öpermiş. Sormuşlar:” Ne diye hasretle köpeği böyle sevip duruyorsun?” Cevabı gayet manidardır: ”Sevdiğimin köyünden geliyor!”
Eğer severseniz zaman ve mekânın anlamı değişir. Gelen bir köpek de olsa onun hatırına sevilir. Eğer severseniz esen rüzgâr bile anlam taşır onun mekânından geldiği için, onun kokusunu size ulaştırdığı için.

Sevdasız hiçbir şey olmaz dostlar. Anadolu türkülerini düşünün. Yıllardır dilden dile söylenmelerinin sırrı aşk değildir de nedir? Sevdasız adam, Âdem de olamaz. Adamın biri bir bilgeye gelir der ki : ” Ben sizin kapınızda pişmeye, olgunlaşmaya geldim kabul edin efendim. ” Bilge kişi olur demeden bir soru sorar hemen : ”Evladım âşık oldun mu hiç?” Adam : ”Hayır efendim?” der. Bilge kişi:” Oğlum hiçbir şeyi sevmedin mi yani? Adam hayır cevabı verir. Bilge kişi: “Köyünde sarı ineğini de mi sevmedin hiç?” Adam yine hayır cevabı verir. Bilge kişi şöyle der:” Oğlum var git köyüne; işinde gücünde çalış! Sen bizim işimize yaramazsın. ” 

Bir sevda masalıdır Leyla ile Mecnun. Karşılıksız sevmenin destanıdır. Leyla nedir bilir misin? Hep onu zülfü tel tel, ahu gözlü bir ceylan olarak düşündük değil mi? Sakın şekle ve surete kapılıp peşinden beyhude koşma! Leyla bir semboldür. Sen neye sevdalıysan senin için Leyla odur. Son model arabaya sevdalıysan senin için Leyla odur. Fedakârlık söz konusu olduğunda paracıklarından vazgeçemiyorsan  senin için Leyla paradır. Her ne arıyorsan, her neyi istiyorsan senin için Leyla odur bunu böyle bil!

Çanakkale’de vatan savunması yapan yiğitlerin asker mektuplarını okumuştum. Sizin de okumanızı tavsiye ederim. Okuduğunuzda siz de göreceksiniz ki, seve seve şehâdete koşan, arkasında sevdiklerini bırakan yiğitlerin de bir Leyla’sı vardı. Kurtuluş Savaşında anadan, babadan, yârdan, yârenden kopup cepheye koşan aslanların da bir Leyla’sı vardı. Onların Leyla’sı vatandı.

Leyla’sı vatan, Leyla’sı millet olanlara ne mutlu!

(Bu yazımız aynı zaman da Bafra Gazetesi ve Haber sitesi bafrahaber.com'da da yayınlanmıştır)

Mayıs 07, 2017