BEN OL DA BİL AŞKI


Sevgili dostlarım, bu hafta Mevlâna Muhammed Celâl-ed-Din Rûmî (k.s.) Hazretlerinden sözler paylaşmak istiyorum sizlerle. Mevlâna okumaları esnasında aldığımız notlardan derlenen ufacık bir Mevlâna Güldestesi diyebiliriz bu alıntılara. Hayatını “Hamdım, piştim, yandım!” diye özetleyen gönül adamı Mevlâna’yı tam anlamıyla anlatabilmek bizim kârımız değildir, buna gücümüz de yetmez. O, aşk adamıdır, Hak âşığıdır.  “Aşk nedir?” diye kendisine sorulduğunda, şu cevabı vermiştir: “Aşk söze, kaleme, kâğıda gelmez gafil adam, ben olda aşkı bil!”

Sözü sağa sola kıvırıp dolaştırarak Mevlâna’yı başka türlü göstermek ve onu başka yerlerde aramak hamakâtine düşen günümüz zavallı entellerini o, asırlar öncesinden şöyle ikaz etmiştir: “Ben yaşadıkça Kur’an’ın bendesiyim. Ben, Hz. Muhammed Mustafa’nın yolunun tozuyum. Biri benden bundan başkasını naklederse, ondan da şikâyetçiyim, o sözden de şikâyetçiyim.”

"Yabancı değil, sizin köyün halkından,/Bir dostum, semtinizde bir yer arayan!/Düşman da görünse çehrem, olamam düşman,/Acemce söylesem de Türküm aslen." diyen Mevlâna milli kültürümüzün en önemli temel taşlarındandır. Bizim, dünyaya açılan sevgi ve hoşgörü penceremizdir. 

“Kalbinin sesine kulak ver ki, içinde güller açtığını, yeşillikler büyüdüğünü göresin” diyerek bize öfkemizi değil, yüreğimizin sesini dinlemeyi öğütlemiştir. Aslolanın insanın sureti değil, sireti olduğunu öğretmiştir bize. Neyse biz, en iyisi kendi yorumumuzu burada keselim de Mevlâna’nın her biri bir inci mesabesindeki sözlerine kulak verelim:

“Aşk geldi. Damarımda, derimde kan kesildi; beni kendimden aldı, sevgiliyle doldurdu. Bedenimin bütün cüzlerini sevgili kapladı. Benden kalan yalnız bir ad, ondan ötesi hep O.  Bizim peygamberimizin yolu aşk yoludur. Biz aşk çocuklarıyız; aşk bizim anamızdır.”

“Artık kâmil insanlar görünmez oldular. Dünyaya akan mana ırmağının suyu kesildi. Ey ilkbahar! Göklerden, ötelerden su gönder de şu değirmen dönsün, yani insanlar yeniden manevî lezzetler tatsınlar. Yeryüzü ile gökyüzü kova ile testiye benzerler. Fakat insanların ruhlarının susuzluğunu kovadaki, testideki su gideremez. Çünkü onların işine yarayacak su yeryüzünden de dışardadır, gökyüzünden de. O su ötelerdedir. Ey insanoğlu! Günahlarla, zulümlerle, cinayetlerle dolu şu dünyadan kurtulmak için acele, yeryüzünden de, gökyüzünden de dışarı çık; çık da ötelerde mekansızlık alemindeki suyu gör! Senin can balığın kirlenmiş olan şu havuzdan kurtulur da, ucu bucağı bulunmayan berrak, tatlı mekansızlık denizine kendini atar, kana kana su içer. Susuzluktan kurtulur. Sen o mekansızlık aleminde öyle bir denize dalarsın ki oradaki balıklar Hızır kesilmişlerdir. Orada balık da ölümsüzdür, su da!…Gözlere nûr oralardan gelir; mana damlarının oluklarından akan su da o denizdendir. Dünyada gördüğün güzellerin gül gibi olan yanaklarındaki renkler de, kokular da o bahçedendir. Bütün gül bahçeleri de o dolaptan akan su ile sulanır.”

“Aslolan sevmektir. İnsan kendisinde bu hissi duyunca, onu arttırmak için çalışmalıdır. Vücutlarımız bir kovan gibidir; bu kovanın balı ve mumu da Allah aşkıdır.”

“Allah için ateşe atılmak vardır. Lâkin ateşe atılmadan önce kendinde İbrahimlik olup olmadığını araştır. Çünkü ateş İbrahimleri tanır ve yakmaz."
           
“Suretten geçerseniz, her şeyde sevgiliyi görürsünüz. Mecnun, bir köpeğe iltifat ediyordu. Halk onu kınadı. Mecnun: ‘Siz anlayamazsınız bu, Leyla 'nın semtinin köpeğidir, onda ben sevgilimi gördüm ' dedi.” 

“Yüzü kara olanlar, hakikâti görmeyenlerdir. Sen, Bilal-i Habeşi 'nin kara yüzüne hayran ol. Kişinin adı Ebu Cehil ise yüzü beyaz olsa neye yarar ki?”

“Beri gel, beri ! Daha da beri ! Bu yol vuruculuk nereye dek böyle? Bu hır gür, bu savaş nereye dek? Sen bensin işte, ben senim işte. Ne diye bu direnme böyle, ne diye? Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?  Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek. Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye? Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.  Başımız da tek, aklımız da tek. Ne diye iki görür olup kalmışız iki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?”

“Kardeşlerinin gönlünde sana kin varsa kuyuda kalman daha iyidir. Allah, kardeşlerinin kininden korumak için Yusuf 'u kuyuya attırdı. Etrafında çekemeyenler, sevmeyenler çoksa kendi kabına çekilmek daha iyidir.”

“Senden bu kendini beğenme defoluncaya kadar gönlünden de çok kan akar, gözünden de! İblis'in illeti "Ben, Âdem’den daha hayırlıyım" demesiydi. Bu hastalık, her mahlûkta vardır. Bu hastalığa müptela olan, kendisini hor görse bile sen onu, altında pislik olan saf su bil!” 

“Gökten yeryüzüne ne yağarsa yer ne kaçabilir, ne de çare bulabilir. 'Sizi topraktan yarattık 'ayetini unutur da Hak 'tan gelene öfkelenirsin. Topraksın, arştan gelenden kaçamazsın. Toprak gibi razı ve mütevazı ol.”

"Âlemin bal şerbetinden bana ne! İşte önümde benim ayran tasım. Ne malım mülküm var, ne azığım. Ben gene de senin azığın olsun, başını sokacak bir yerin, bir dikili ağacın olsun diye çalışırım. Ama hürriyeti köleliğe taş çatlasa satmam."

"Akıllı o kişidir ki, çekilen beladan, dostların ölümünden ibret alır. Eğer ululanmayı bırakmaz, ibret almazsa, onun azgınlığından başkaları ibret alır.”

“Şeker gibi söz söylemek istersen helva yemeyi bırak, sabret. Feraset sahiplerinin hırsı sabra, çocukların hırsı helvayadır. Sabreden arşa çıkar, helva yiyen yerde kalır.”

“Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.”

“Sevgiden, tortulu bulanık sular arı duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.”

“Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol, şefkat ve merhamette güneş gibi ol, başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, hiddet ve asabiyette ölü gibi ol, tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol, hoşgörüde deniz gibi ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”

“Dünya zindan, biz bu zindanda yatan mahkûmlarız; zindanı del kurtul. Ten bir gemi, dünya denizdir. Dünyayı tenine koyarsan, gemi batar. Ayaklarının altına al ki yüzüp gidesin.” 

"Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir. Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder. "

“Âşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.”

“İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu âlem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte!”

”Kalbi ile söyledikleri bir olmayan kimsenin, yüz dili dahi olsa o yine dilsizdir. Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.” 

"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir." 

Allah, bizi sevgisiz bırakmasın! Hoşça bakın zatınıza.
                                                                                               (Recep ŞEN-13 Mart 2012)
ŞİİR SANDIĞINDAN:    
Fermân-ı aşka cân ile var inkıyâdımız
Hükm-i kazâya zerre kadar yok inâdımız. 
(Bâki)

Mayıs 06, 2017